Home > Sayılarımız > II. Sayı

Havada Bulut Yok Bu Ne Dumandır

1914 yılında Birinci Cihan Harbi’nin başlamasıyla birlikte Osmanlı Devleti, kendi yönetimi altında bulunan bölgelerin sınır ve bölge halklarının güvenliğini sağlamak için cepheler açmıştır. Dört tümenlik bir kuvvetle bölge korunmaya başlanmış. Ancak mevzilerin arasındaki uzaklıktan dolayı bölgeye çokça mühimmat, iaşe ve asker sevkiyatı sağlanamamıştır... Yazının tamamını Havâss Dergisi ikinci sayıda bulabilirsiniz.

Devamı

Üsküdâr

Evliyâ Çelebi Seyâhatnâme’sinde verilen bilgiye göre günümüzde halk arasında söylenegelen, Üsküdâr’ın “Eski-dâr”dan geldiği rivâyetidir. Seyâhatnâme’de Üsküdâr kavramının açıklanışı şöyledir: “Üsküdâr galat-ı meşhûrdur. Eskidâr’dan murad Üsküdâr Bağçesi yerinde Harûn’ür-Reşid’in serâperdesi yerinde Seydi Battal Gâzî’nin yedi sene sâkin olup bağlar ve beytü’l-hayrâtlar binâ itdüği dârlardır. Anınçün ‘Eskidâr’ derler. ‘ Üsküdâr’ galatdır.” (Üsküdâr yanlış

Devamı

Câbir bin Hayyân

Tam adı Ebû Mûsâ Câbir bin Hayyân’dır. Ömer Altıntop, Câbir’in künyesinin Ebû Abdullah olduğunu söylese de Câbir’in öğrencisi Ebû Bekir er-Râzî’nin “Hocamız Ebû Mûsâ Câbir b. Hayyân der ki” ifadesine dayanarak künyesinin Ebû Mûsâ olduğu ortaya çıkmıştır. Doğum tarihi kesin olmamakla birlikte M. 721 yılında doğmuş olabileceği; doğum yeri de

Devamı

İki Dinin Mâbedi: Ayasofya

Dünya mimarlık tarihinde günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtlar arasında yer alan Ayasofya; Bizans İmparatorluğu’nun ‘Büyük Kilise’si, Osmanlı İmparatorluğu’nun göz bebeği, sultanların Cami-i Kebiri (Büyük Camii)dir. Ayasofya, ‘Kutsal Bilgelik’ anlamına gelmektedir. Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da inşa ettiği en büyük kilisedir. Aynı yerde çeşitli nedenlerden dolayı üç kez inşa

Devamı

Değer Felsefe İlişkisi

Değer insanın tüketemeyeceği bir alandır. Değeri insandan bağımsız olarak düşünmek zordur. Çünkü değer ve insan bir madalyonun iki yüzü gibidir. İnsanı düşünmeye başladığımızda farkında olmadan onun değerini de düşünürüz. Değerleri düşünmeye başladığımızda da o değerleri yaşayacak ve hayata geçirecek insanı düşünürüz. Değerler alanı, dikkatin dış nesnel gerçeklikten tekrar insanın kendi

Devamı

Objektivizm Felsefesi

Uygulanamaz eski-yeni ve sözde modern felsefelerin tek amacı vardır: İnsan zihninin ve insanların aklın gücüne duydukları güvenin tahrîbidir. Anlaşılamaz ve muğlâk oluşları da bundandır. Bu nedenle “Gerçeği, adaleti, özgürlüğü, insanı, sahip olduğumuz ve olabileceğimiz tüm değerleri” s avunmak i çin u ygulanabilir bir felsefeye sahip olmalıyız. Nasıl ki muazzam bir

Devamı

“Müslümân Olmayanları Dost Edinmemek” Ne Mânâya Geliyor?

İslâm’a muhalefet eden bazı kişiler Müslümânların, Müslümân olmayanlarla dost olmasının İslâm’a göre yasak olduğunu ve İslâm’ın sevgisiz bir din olduğunu iddia ederler. Oysa durum hiç de yansıttıkları gibi değildir. İslâm; sevgiyi ve barışı esas alan, her görüşte insanı kavrayıp iyilik edilmesini telkin eden bir dindir. Dost olarak çevrilen kelimenin Arapçası

Devamı

Kör Kütüphaneci

Hayatı, dünyayı, güzeli ve güzelliği çözmeyi başaramadığımız o ilk gençlik yıllarında, hani hepimizin başına gelmiştir. Bir kitap okumuşuzdur, etkilenmişizdir. Okuduğumuz o kitabı, zannederiz ki yazar, aslında bizi tanıyarak, anlayarak, en saf ve anlamlı hâllerimizi bize hiç hissettirmeden yazmıştır. Bu düşünceye yalnızca okuduğumuz sayfaların ışıltısını sağlayan kelimelerin zihnimizde bizi bize yansıttığı

Devamı

Yumurtanın İki Ucu: Gelenek ve Modernite

Düşünce târihini ele aldığımızda pek çok ikiliğin yer aldığı ve bu ikilikler çerçevesinde bunları anlamaya yönelik bir literatürün ortaya konulduğu göze çarpmaktadır. Ruh-beden, a priori- a posteriori bu ikiliklere örnek olarak verilebilir. Bunların yanında konumuzu teşkîl edecek bir ikilik daha mevcuttur: Gelenek ve modernite. Bu çalışmada daha çok gelenek ve

Devamı

Bizans’ta Bir Kadın Bânî: Anicia Iuliana

Sanat târihinin özgül sorunlarından biri olarak, sosyolojik olguların sanat târihi kapsamında yeterince değerlendirilmediğini ve sanat târihi yazımının sosyo-politik bir bağlamda bir târih yazımını da içermesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun sadece sosyal bilim disiplinleri arasında bir alış-veriş şeklinde değil, sanat târihinin yaratıcı etkinliğinin bir sonucu olarak şekillenmesi gerektiği kanaatindeyim. Çünkü bir sanat

Devamı