Home > Fihrist > Edebiyat

Yaşanabilir Cümleler Müfrezesi

Yüreğimde taşıdığım şu ağrıyı anlatamayışımdan mıdır bilmiyorum; dokunduğum bütün harfleri alfabeden silmek, bir lisanı doğduğu yerden; bilhassa şu kâğıda kazıdığım cümlelerden infaz etmek geliyor içimden. Şu kalemden akan mürekkep, gözyaşı olup damlayamıyorsa okuyanın kalbine varsın bir lisan eksilsin yeryüzünden, ne zarar? Yazının devamını Havâss dergisinin üçüncü sayısından okuyabilirsiniz.

Devamı

Zarif Yürek: Abdurrahman Cahit ZARİFOĞLU

Şairler, dünyanın en özel insanlarıdır. Farklı duyup, düşünüp ve farklı görerek hislerini sarraf titizliğiyle satırlara dizerler. Bunu alelâdelikten uzak; mana âleminden, yüreğinin derinliklerinden gelen hislerle yaparlar. Sadece görüneni değil, görünmeyeni de şiirlerine konu ederek insanları kendilerine hayran bırakırlar. Bunu yapmak çok güç değildir onlar için. Çünkü yaratan, o ilham tılsımını,

Devamı

Yitirilen Değerler

Gitgide yitiriliyor değerler. Gitgide yarım kalıyor bazı şeyler. Ya da çoğaldığından mıdır bilinmez önümüzü göremez olduk. Daha düne kadar bir çocuğun ekmeğini düşürdüğü zaman gözleri dolan insanlarımız, şimdi ne ara nasıl oldu da bu kadar taş bağladı kalpleri? Ne ara? Sahi biz ne ara unuttuk insan olmayı? Birinin acısını görüp

Devamı

Umut Kırıntıları

Etrafındaki insanları dalgınca seyrederken gözleri bir anda tabelalara kaydı, sonra vitrinlere… Şimdi ise gözlerini vitrindeki bir fotoğrafta gezdiriyordu. Ansızın bir yaş süzüldü yanaklarından çenesine doğru. Sokakta yükselen müzik sesini çok geç duydu. Sahi en son ne zaman dinlemişti bu parçayı? Hatırladığı an yaşları hızlandı ve artık durdurmak imkânsızdı... Hikayenin devamını

Devamı

Usul-ca

Usul usul atıyordu adımlarını. Eve gitmek gelmiyordu bu akşam içinden. Belki sokakta tanıdık birine rastlardı, hoşbeş ederken günlerdir içinde savrulup duran bu durgunluğu kısa bir süreliğine de olsa unuturdu. Hepsinden de öte biraz zaman geçerdi diye düşünerek evinin olduğu sokağa döndü Cemal Bey. Sokakta okuldan dönen haylaz çocuklar vardı; çoğu

Devamı

Ahmet Hamdi TANPINAR

İki devrin adamı, dünün ve bugünün anlatıcısı, mazînin, yarım kalmışlıkların, acıların, aşkların ve belki de en önemlisi İstanbul’un hissiyatçısı. Biçâre kalmış insanlar yığını bir imparatorluk başkentinden dünyaya, ülkeye, insana yeni bir ümit ile bakabilmenin zamancısı. Ahmet Hamdi Tanpınar kucağında simsiyah kedisi, yüzünde takındığı tebessümü ile siz değerli edebiyat okuyucularını selamlıyor... Yazının

Devamı

Anlamıyorsunuz Ama Ben Şifacıyım

Anlaşılmak sancılıydı bunu biliyordum. Ne parıldayan çeliğin üzerindeki efsaneler, ne kocaman gözleriyle ateşin etrafındaki halkalara katılan çocuklara anlatılan masallar, ne imkânsızlıkları bir mûcizeyle yaşanılabilir kılan hikâyeler, ne de insanlığı, dünyayı, geleceği değiştiren kitaplar... Anlaşılmama yetmemişti... Yazının devamını Havâss dergisinin üçüncü sayıdan okuyabilirsiniz.

Devamı

Kör Kütüphaneci

Hayatı, dünyayı, güzeli ve güzelliği çözmeyi başaramadığımız o ilk gençlik yıllarında, hani hepimizin başına gelmiştir. Bir kitap okumuşuzdur, etkilenmişizdir. Okuduğumuz o kitabı, zannederiz ki yazar, aslında bizi tanıyarak, anlayarak, en saf ve anlamlı hâllerimizi bize hiç hissettirmeden yazmıştır. Bu düşünceye yalnızca okuduğumuz sayfaların ışıltısını sağlayan kelimelerin zihnimizde bizi bize yansıttığı

Devamı

İntihâr ve Başkaldırı Arasında

Gün batıyor. Öyle büyülü bir andayız ki. Gökyüzü yanıyor Mathilda. Sen tam karşımdasın. Sadece uyuyorsun. Gözlerinin, dudaklarının etrafındaki derin, ince çizgiler kayboluyor. Ellerin Mathilda... Ellerin, ilk tuttuğum ellerin gibi. Dudakların yeniden kırmızı… Yüzün yine o cesur kız çocuğu. Ben aynıyım Mathilda. Hâlâ yorgun. Hâlâ aksi ve yaşlı… Ama kalbim, kalbim

Devamı

Doğu-Batı Arasında İmkansız Bir Aşk

İstanbul’da, İstiklâl Caddesi’nde, 393 numaralı binânın önüne geldiğinizde, buranın 1612’den cumhuriyetin îlânına kadar Hollanda Büyükelçiliği olduğunu, 1947’den itibâren de Ankara’ya taşınan elçiliğin yerine Hollanda Başkonsolosluğu olarak kullanıldığını göreceksiniz ve bugün başkonsolosluk olarak kullanılan bu binanın arka bahçesinde “Deve koridoru’’ olarak adlandırılan bölümünde, uyuyan bir kadının heykeline rastlayacaksınız. Çevresi Hollanda’dan getirilen

Devamı