Home > Fihrist > Câhiliye Devri

Câhiliye Devri

İnsan düşünmeye başladığı andan itibâren ben kimim? Nereden geldim? Nereye gideceğim? Ben ölünce ne olacak? Beni kim yarattı? Gibi sorulara cevap bulmaya ve düşüncelerini açığa kavuşturmak için araştırmalara başlamıştır. XVIII. yüzyıl aydınlanmacılarına ve filozoflara göre bu tip soruların cevabını insan aklı vermektedir. Fakat insan aklının çözemediği sorular karşısında ise cevabı din verir. Din, insanın en büyük sığınağı olurken aynı zamanda korkuları karşısında dayanma ve güven duygusu verir. İnsanlık, târih boyunca kudretinin sırrını çözemediği bir takım cisimleri inanç simgesi olarak algılamıştır. Özellikle de farklı coğrafyalarda yaşayan insan toplulukları bilimsel yetersizlikten dolayı sadece kendi bulundukları coğrafyada yaşadıkları olayları açıklayan değişik efsâneler yaratmışlardır. Bu duruma en büyük örnek; yanardağa yakın yerlerde yaşayan kavimlerin öfkelenen volkan tanrılarına inanması, soğuk coğrafyalarda yaşayan kavimlerin soğuğun habercisi tanrılarına, Türkler gibi doğaya önem veren toplulukların ise ilk insanların kaynağı olan hayat ağacının bulunması gibi bir takım inanç biçimlerine inanması yer almaktadır. Dinlerde tıpkı inançlar gibi çeşitlenmiştir. Günümüz dünyasında bulunmakta olan onlarca belki de yüzlerce din vardır. Bunlardan bazıları; HinduÜnal YALVAÇ izm, Budizm, Sihizm, Şintoizm, Taoizm, Yahûdîlik, Hıristiyanlık ve İslâmiyet’tir. İnsanların inançları da bu dinlere göre şekillenmiştir. Bu inanç biçimlerinden bir tanesi de putlara olan inançtır.

Yazının tamamını Havâss Dergisi ikinci sayıda bulabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir